Trafik Kazası Tespit Tutanaklarına ve Kusur Oranlarına İtiraz Süreçleri

Trafik kazaları neticesinde meydana gelen maddi ve bedeni zararların tazmini sürecinde tarafların kusur oranları hukuki uyuşmazlıkların temelini oluşturmaktadır. Türk Borçlar Kanunu haksız fiil sorumluluğu hükümleri ve Karayolları Trafik Kanunu düzenlemeleri uyarınca bir trafik kazasında zarar görenin tazminat talep edebilmesi veya sigorta şirketlerinin rücu hakkını kullanabilmesi doğrudan doğruya kusur oranlarının tespitine bağlıdır. Uygulamada kusur oranları kaza tespit tutanakları vasıtasıyla kayıt altına alınmakta ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi altyapısı üzerinden resmiyet kazanmaktadır. Ancak atfedilen kusur oranlarının gerçeği yansıtmaması durumunda hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için itiraz süreçlerinin usul hukukuna tam uygun şekilde yürütülmesi zaruridir.

I. MADDİ HASARLI KAZALARDA TRAMER SÜRECİ VE KUSUR ORANININ BELİRLENMESİ

Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında taraflar kolluk kuvvetlerine gerek duymaksızın kendi aralarında kaza tespit tutanağı düzenleme hakkına sahiptir. Taraflarca imza altına alınan bu tutanaklar kazaya karışan araçlara ait olay yeri fotoğrafları ile birlikte ilgili sigorta şirketlerine teslim edilir. Sigorta şirketleri kendilerine ulaşan bu evrakları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemine entegre eder ve kendi aralarında yaptıkları değerlendirme neticesinde taraflara yüzde sıfır yüzde elli veya yüzde yüz şeklinde kusur oranları tevdi ederler. Şirketlerin kusur dağılımı konusunda mutabakata varamaması halinde dosya doğrudan Tutanak Değerlendirme Komisyonu incelemesine sevk edilir ve nihai oran bu komisyon tarafından kesin olarak karara bağlanır.

II. SİSTEM ÜZERİNDEN BEŞ İŞ GÜNLÜK İTİRAZ SÜRECİ VE İSTİSNAİ HALLER

Kusur oranının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemi üzerinden belirlenerek ilan edilmesinin ardından yasal mevzuat gereği karara itiraz edilebilmesi için beş iş günlük hak düşürücü bir süre öngörülmüştür. Sigorta hukuku uygulamalarında bu beş iş günlük süre zarfında itiraz işlemi kural olarak sigortalı adına bizzat kendi sigorta şirketi tarafından yapılmalıdır. Aracının kusur oranına itiraz etmek isteyen sigortalı kendi sigorta şirketine başvurur ve sigorta şirketi mevcut iddiaları sisteme yükleyerek komisyon kararına itiraz eder.

Ancak bu noktada hukuken son derece kritik bir usul istisnası bulunmaktadır. Kazaya karışan her iki aracın trafik sigortası poliçesi aynı sigorta şirketi tarafından düzenlenmişse şirket objektiflik ilkesi gereği kendi kendine itiraz edemeyeceğinden ortada bariz bir menfaat çatışması doğar. Sadece her iki tarafın sigorta şirketinin aynı olduğu bu spesifik durumlarda sigortalıların bizzat kendileri Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemi üzerinden beş iş günü içinde doğrudan itiraz başvurusu yapmakla yükümlüdür. Bu ince teknik detayın atlanması itiraz hakkının sistem üzerinden kalıcı olarak kaybedilmesine yol açmaktadır.

III. KOLLUK KUVVETLERİNCE DÜZENLENEN TUTANAKLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ

Kaza neticesinde ölüm veya yaralanma meydana gelmesi yahut tarafların anlaşamaması hallerinde kaza mahalline intikal eden trafik polisi veya jandarma ekipleri tarafından resmi kaza tespit tutanağı düzenlenmektedir. Uygulamada vatandaşlar tarafından en sık düşülen usuli hata resmi memurlarca düzenlenen bu tutanaklardaki kusur oranının iptali istemiyle Sulh Ceza Hakimliği veya İdare Mahkemeleri nezdinde iptal davası ikame edilmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ışığında kaza tespit tutanağı icrai nitelikte bir idari işlem veya idari yaptırım kararı değildir. İlgili belge yalnızca olayın gerçekleştiği andaki maddi bulguların bir kağıda dökülmesinden ibaret olan bir durum tespiti belgesidir. Bu hukuki nitelendirme sebebiyle tutanağın doğrudan iptali için idari yargı yoluna başvurulması usulden ret kararlarıyla sonuçlanmaktadır.

IV. SULH HUKUK MAHKEMESİ VASITASIYLA DELİL TESPİTİ KURUMU

Kolluk kuvvetlerince düzenlenen tutanaklara karşı idari itiraz yollarının kapalı olması sebebiyle mağduriyet yaşayan tarafın başvurabileceği ilk hukuki mekanizma Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen delil tespiti kurumudur. Kusur oranına itiraz eden taraf kazanın meydana geldiği yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde bir değişik iş dosyası açarak delil tespiti talebinde bulunmalıdır. Mahkeme tarafından görevlendirilecek alanında uzman bir trafik bilirkişisi kaza mahallindeki fren izlerini araçların hasar noktalarını ve varsa mobese kayıtlarını inceleyerek yeni bir kusur raporu tanzim eder. Elde edilen bu yeni ve bilimsel rapor ileride açılacak asli davalarda emsal teşkil edecek en güçlü ispat aracıdır.

V. TAZMİNAT VE TAHKİM YARGILAMASI AŞAMASINDA KUSUR İTİRAZI

Beş günlük idari itiraz süresinin kaçırılması veya polis tutanağıyla atfedilen kusur oranının mağduriyet yaratması hallerinde nihai ve en kesin çözüm uyuşmazlığın asıl yargı makamları önüne taşınmasıdır. Kusur oranına itiraz tek başına bağımsız bir eda veya tespit davasına konu edilemese de karşı tarafa veya sigorta şirketine yöneltilecek maddi manevi tazminat değer kaybı veya araç mahrumiyeti davaları içerisinde kusur oranının hatalı olduğu hususu asli bir savunma argümanı olarak ileri sürülmelidir.

Gerek Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri gerekse Sigorta Tahkim Komisyonu heyetleri polis memurunun veya Tramer komisyonunun belirlediği ilk kusur oranıyla hukuken bağlı değildir. Yargılama aşamasında dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya Karayolları uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerine tevdi edilir. Fiziksel kanunlar ve trafik mevzuatı çerçevesinde yapılacak bu bağımsız incelemeler neticesinde ilk etapta yüzde yüz kusurlu bulunan bir sürücünün mahkeme kararıyla tamamen kusursuz kabul edildiği ve uğradığı tüm maddi zararların yasal faiziyle tazmin edildiği hukuki süreçler sıklıkla yaşanmaktadır.

SONUÇ

Trafik kazalarından doğan maddi ve bedeni uyuşmazlıklarda kusur oranlarının belirlenmesi süreci katı usul kurallarına ve son derece kısa hak düşürücü sürelere tabidir. Sigorta şirketlerinin kendi bünyelerinde yürüttüğü süreçler ve menfaat çatışması hallerinde sistem üzerinden yapılan bizzat itiraz prosedürleri sigorta hukukunun ne denli teknik bir yapıya sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Kaza tespit tutanaklarının hukuki niteliği ve itiraz edilecek yargı mercilerinin doğru tayini açılacak asıl tazminat davalarının seyri açısından hayati öneme haizdir. Meydana gelen haksızlıkların giderilmesi ve telafisi güç zararların önüne geçilmesi amacıyla kaza anından itibaren tüm sürecin alanında uzman bir avukat ile yürütülmesi doğru olacaktır.

Av. Senanur KARABULUT